|
Tweet |
Gazze’deki insani kriz, İsrail’in yayılmacı politikalarıyla birleşerek Ortadoğu’nun istikrarını tehdit ediyor. Bugün bölgede yaşanan gelişmeler yalnızca askeri bir gerilim değil, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve insani bir kırılmanın da göstergesi haline gelmiş durumda.
Özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde oluşan gerilim, dünya ekonomisini doğrudan etkileyebilecek stratejik bir mesele olarak dikkat çekiyor. Enerji geçiş yollarının güvenliği yalnızca bölge ülkeleri açısından değil, küresel dengeler açısından da büyük önem taşıyor. İran ile ABD arasında yürütülen müzakereler, bu nedenle sadece iki ülke arasındaki diplomatik süreç olarak değerlendirilmemeli; aynı zamanda bölgesel güvenlik meselesi olarak okunmalıdır.
Ancak bütün bu gelişmelerin gölgesinde unutulmaması gereken en önemli konu Gazze’de yaşanan insanlık dramıdır. Bölgede süren saldırılar, yerinden edilen siviller, hayatını kaybeden çocuklar ve evlerinden koparılan insanlar, Ortadoğu’da derin bir vicdani kırılmaya neden olmaktadır. Savaşın yalnızca siyasi sonuçları değil, toplumların hafızasında bıraktığı ağır izler de bulunmaktadır.
Hakan Fidan’ın Katar’da yaptığı açıklamalarda da özellikle vurguladığı gibi, Gazze meselesi bölgedeki diğer krizlerin gölgesinde bırakılmamalıdır. Çünkü bugün bölgede yaşanan istikrarsızlığın temelinde yalnızca diplomatik anlaşmazlıklar değil, aynı zamanda süregelen güvenlik sorunları ve yayılmacı politikalar bulunmaktadır.
İsrail’in Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye’de ortaya koyduğu askeri tutum, Ortadoğu’daki kırılgan dengeleri daha hassas bir noktaya taşımaktadır. Bölge ülkeleri ekonomik kalkınma, diplomatik iş birlikleri ve istikrar arayışını sürdürmeye çalışırken, savaşın derinleşmesi yalnızca yeni insani krizleri beraberinde getirmektedir.
Bugün Ortadoğu’da ihtiyaç duyulan şey daha fazla çatışma değil; daha fazla diplomasi, daha fazla sağduyu ve daha fazla istikrardır. Çünkü savaşın büyüdüğü her yerde yalnızca şehirler değil, insanların geleceğe dair umutları da yıkılmaktadır.
Katar’da gerçekleştirilen görüşmeler ve verilen mesajlar, bölgedeki sorunların yalnızca askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini bir kez daha göstermiştir. Ortadoğu’nun geleceği, çatışmaların derinleşmesinde değil; diplomasi masalarının güçlenmesinde şekillenecektir
A.Ayşenur TOKSÖZ