|
Tweet |
Cemil Meriç der ki: “Yaptığınız iyiliğin karşısında yardım bekliyorsanız, siz tefecisiniz.”
Bir cümle bazen bütün bir çağın aynası olur.
Meriç’in bu sözü, iyiliğin özünü çıkar ilişkilerinden ayıran en keskin çizgiyi çeker. Çünkü bugün, iyilik artık saf bir eylem olmaktan çıktı; beklentiyle, hesapla, karşılık arzusu ile kirlenmiş bir alışverişe dönüştü.
Minnet Bekleyen Kalpler…
Birine yardım eden, ardından “teşekkür bile etmedi” diye sitem ediyor.
Oysa o yardım, teşekkür almak için yapılmışsa zaten iyilik olmaktan çıkmıştır.
İyilik, karşılıksız bir iyiliktir.
Kur’an’da bu durumu anlatan bir ayet vardır:
“Ey iman edenler! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa çıkarmayın. O kimsenin misali, üzerinde toprak bulunan düzgün ve yalçın bir kayadır; kayanın üzerine şiddetli bir yağmur yağmış, onu çıplak halde bırakmıştır. Bu gibilerin kazandıkları hiçbir şeyden istifadeleri olmaz ve Allah, inkârcı topluluğa hidayet vermez.”
(Bakara, 264)
İyiliğin sevabını değil, sonucunu isteyen kişi aslında kendi egosunu doyurur.
Birine yemek verip sonra “ben olmasam aç kalırdı” demek, aslında o yemeği değil, insan onurunu rehin almaktır.
Modern Çağın Yeni Tefecileri…
Eskiden iyilik sessizdi.
Bir komşu gizlice bir kap yemeği kapıya bırakır, bir başkası yetimin defter parasını kimseye duyurmadan öderdi.
Bugünse her iyiliğin fotoğrafı var, her bağışın makbuzu sosyal medyada dolaşıyor.
İyiliğin şahidi artık vicdan değil, kamera.
Bağışlar gösteri malzemesi, yardımlar takipçi yatırımı haline geldi.
Böylece iyiliğin ruhu tükendi, sadece görüntüsü kaldı.
Bu durumu Cemil Meriç’in diliyle söylersek:
“Yaptığınız iyiliğin karşısında teşekkür bekliyorsanız, siz bir yardımsever değil, bir tefecisiniz.”
Gerçek İyilik Sessizdir…
Gerçek iyilik, insanı değil Allah’ı memnun etmeye yöneliktir.
Bir annenin gece uykusunu bölüp çocuğunu doyurması, bir öğrencinin sınıf arkadaşına gizlice kalem vermesi, bir işverenin işçisine fazladan ücret ödemesi — işte bunlar görünmeyen ama hakiki iyiliklerdir.
Ne fotoğraf ister, ne övgü.
Çünkü bilir ki “verilen elin değeri, alan elin duasındadır.”
İyiliği gösteriye çevirdiğimiz sürece, sevabımız eksilir;
iyiliği gizlediğimiz sürece, insanlığımız artar.
Bugün ihtiyacımız olan şey daha çok iyilik değil, daha az gösteriştir.
Cemil Meriç’in uyarısını yeniden hatırlamak gerekiyor:
“İyiliğinizi kirletmeyin; iyilik yapar görünmeyin, iyilik yapın görünmeyin.”
Gerçekten huzurlu ve mutlu olacaksınız. Bir deneyin lütfen!