|
Tweet |
1.SORU
Dr. Şadi Yazıcı, 15 temel bilimci, 32 sanayici ile birlikte TTBAV Vakfı'nı kurmuş ve biyoteknik, kimya, yapay zeka yazılım alanları projeleri olan gençlere, Benim Bir Fikrim Var sloganı ile ilham veriyor. Fakat, Türkiye'de bulunan gençlerin bilimsel girişimcilikle bağlantısı sizce ne olmalı?
Evet, fikrim var diyen her gencin mutlaka kendini göstermesi lazım. Bunun için ülkemizde, devletimizin çok güzel imkânlar ve olanaklar sağladığı üniversitelerle işbirlikleri yapıldı. Bakanlık, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile birlikte KOSGEB destekli pek çok destek verildi ve girişimcilere fırsatlar sunmaya devam edilen bir dönemi yaşıyoruz. Şimdi, özellikle de bence fikrim var diyen bir arkadaşımızın bir kuluçka merkezine girmesi lazım. Yani fikrini kuluçkaya yatırması gerekiyor. Bunun için gerek Teknoparklar gerekse teknoloji transfer ofisleri gibi üniversitelerin bazı kurmuş olduğu özel yapılar var; bağlantı kurması lazım. Ve bu söylediğim alanlardaki gelişmeleri takip eden, Bakanlıkla birlikte kurulmuş olan kuruluşlarla temasa geçip bir an önce fikrini kuluçkaya yatırıp, hemen melek yatırımcı buluncaya kadar bir startup kurması gerekiyor. Startuplar kurulduktan sonra, KOSGEB’in ciddi destekleri var; onları da alabilirler. Bu konuda da devletimiz çok ciddi destekler sunuyor. Yani hem yatırım için, hem fikir için, hem geliştirme için, hem de daha sonra bunun pazarlanması için birçok imkân sunulabilir.
2. SORU
Kuantum, daha çok gözlemcinin varlığına bağlı olarak fonksiyonların zamanla çökmesine neden oluyor. Hal böyle olunca, fiziksel gerçekliği belirtiyor. Yapay zeka, determinist şekillenmelerden kuantum üzerinde anlatılacak olsa, ne söyleyebilirsiniz?
Kuantum mekaniğindeki çift yarık deneyinde olduğu gibi, gözlemle bir anda dalga fonksiyonunun çökmesi ve parçacık özelliği göstermesi kısmına değiniyorsun. Aslında bu, evet, bir olabilirler evreni var. Işığın bile kuantum parçacıkları gözlemlendiğinde, hem dalga hem parçacık fonksiyonu gösterirken, gözlemlendiğinde sadece parçacık, yani tanecik fonksiyonu gösteriyor. Bu, ilginç bir durum. Bunu bilgisayarlara anlatmaya, uygulamaya ya da yaptırmaya çalıştığımızda, evet, zeka deterministik; fakat insan beyninin de deterministik çalışıp çalışmadığı konusunda yeni bulgular var. Özellikle de nöronlardaki mikro tübüller içerisindeki bazı süreçlerin kuantum süreçleri ile geçtiği, aynı anda gerçekleştiği söyleniyor. Yani bir görme fonksiyonunun gözde, göz sinirinde oluşması ve oksipital noktadaki görme merkezine gitmesi, hareketin bir anda gerçekleşmesi gibi aynı anda seyreden bazı vakalarda kuantum düzeylerinin olduğu söyleniyor.
Yapay zeka determinist bir yapıya sahiptir çünkü genellikle biber tabanı kullanır. Ancak kuantum bilgisayarlar çok farklıdır; süperpozisyon olduğu için ve dolanıklık çalıştığı için, kuantum dolanıklığını kullandığı için, aynıdır
3. SORU
Einstein, kuantum mekaniğiyle ilgilenmiş, Niels Bohr gibi tartışmalar yapmış; zaman zaman bu mekaniğin yerel olduğunu ve belirlenmiş olması gerektiğini vurgulamıştır. Sizce, “Tanrı zar tutmaz” ifadesi, Einstein’ın nasıl bir bakış açısıyla çalıştığını gösteriyor ?
Evet, Albert Einstein ile Niels Bohr, özellikle de 1927 Solvay Konferansı ve sonrasında çok tartışmalar yaşıyorlar. Özellikle de Albert Einstein, kuantum dolanıklığı konusunda kafası çok karışıyor ve mesafeler arası korkunç bir olay olarak ifade ediyor. Hatta, ışık hızından daha hızlı bir iletişim sağlayacak bir mekanizmanın olması mümkün değil, çünkü ışığın milyonlarca kilometreyi yılda gideceği mesafeyi, kuantum dolanıklığına göre aynı anda bir kuantum parçacığı dolanık bir parçacıkla eş zamanlı olarak gerçekleştirebiliyor. Bu bağlantı, Einstein’ın anlayamadığı dolanıklık kısmıydı. “Tanrı zar tutmaz” ifadesi aslında determinizmi, yani bir nedensellikle beraber her şeyin geleceğini ortaya koymaya çalışıyor. Fakat, determinizm kuantum mekaniğinde yoktur ve bir olasılıklar kümesi vardır. Bir şey hem olabilir, hem olmuştur, hem olmaya devam ediyordur ya da olmak üzeredir, ya da sonuç olmuştur gibi birçok ifade çıkabilir. Dolayısıyla, Albert Einstein bunu kabullenmekte zorlanıyor çünkü kendisi de tek bir evren anlayışına sahipti; bu, makro evrende de söz konusudur. Zaten kuantum mekaniğinin bu kısmına “Tanrı zar atmaz” ifadesiyle cevap vermeye çalışıyordu.
4.SORU
Çin odası argümanı, John Searle tarafından geliştirilmiş; dışarıdan bakıldığında akıllı gibi görünen, ancak gerçek anlamda bilinçli olmadığı söyleniyor. Kuantum mekaniğiyle bağlantılı olan Çin odası argümanı gerçekten bir sistem haline gelebilir mi? Yapay zeka bir gün gerçekten düşünmeye başlayabilir mi?
Çin odası deneyi, aslında bilgisayarların bir şeyler yapabildiğini ama anlayamadığını, bilinç sahibi olmadığını anlamaya çalışan bir düşünce deneyidir. Aslında bu da, burada sorduğun cevaba direkt geçmek isterim. Gerçekten bilgisayarlar bir gün düşünebilir mi, düşünmeye başlayabilir mi? Bilgisayarlar şu anda, özellikle de yeni makine öğrenmesi ve dil modelleri ile, düşünüyormuş gibi yaptıklarını ve hatta Turing testini rahatlıkla geçebilecek duruma geldiğini söyleyebiliriz. Fakat bu düşünceden kasıt, insan gibi düşünmek mi? Bu henüz mümkün değil, fakat insan gibi düşünmeye giden bir yolda ilerlediğini söyleyebiliriz. İmkansız değil, fakat şu anda mümkün değil. Bilgiyi iyi kullanan, bilgiyi iyi değerlendiren, ama psikolojiyi ya da mesela karşılıklı oyun oynayan kişilerin birbirlerine laf yapmalarını, birbirlerini kandıran tarzda davrandıklarını anlatan davranışlarda ve düşüncelerde ya da bilgilerde insanca davranmaları mümkün değil. Burada süreç devam ediyor. İleride düşünebilir mi? Belki, ama şu anda düşünmediklerini biliyorum. Fakat özellikle de son zamanlarda kuantum çiplerin gelişmesi ve kuantum bilgisayarların birçok şeyi değiştirebilir. Bir de düşünmeyi, sanat yapmakla, diğer entelektüel faaliyetleri işin içine katmakla aslında insanı insan yapan değerlere giriş sağlayacağını düşünüyorum. Yani müzik, şiir, edebiyat, eleştiri, dans ve işte bir roman yazmak, bir edebi kitap yazmak ya da iyi bir senfoni oluşturmak bunlar, yani sanatın insandaki çok soyut özellikleridir. Bilgisayarların henüz buna ulaşmasının mümkün olacağını düşünmüyorum. Düşünce konusunda da henüz daha erken olduğunu düşünüyorum.
5. Soru
Eğer yapay zeka hakkında siz bir üretim modeli tasarlayacak olsaydınız, bu ne olurdu? Sizce yapay zekanın geldiği nokta, haberciliği, medyayı ve gündemi etkiliyor mu? Etkiliyorsa, etkileri nelerdir?
Yapay zeka hakkında üretim modelini tasarlamak kısmından anlayamadım ama yapay zekayla bir üretim tasarlamaksa bir çok şey oluşabilir ama yapay zeka tasarlamak denildiğinde şu anda en gelişmiş olan yapay sinir ağları ile beraber makine öğrenmesi ve dil modelleri harika bir şekilde yapay zekanın gelişmesini sağlıyorlar Haberciliği ve her şeyi nasıl etkiliyor bence çok fena bir şekilde etkiliyor çünkü artık her habere her yere yapay zeka destekliyor haberi alıp copy paste ile her yere yapay zeka destekli bilgilendirme insan gücü olmayan bir medya yapısı oluştu tabii bu medyanın bir de fit Back‘leri var yani insanları gizli subliminal mesaj verme insanların alışkanlıklarına anlama ona göre reklam sunma ona göre alışveriş yapma alışkanlıklarını belirleyip ve belli yerlere bu bilgileri göndermek Medya ve yapay zeka ilişkileri çok değişti artık hem dikkatli olmalıyız hem de elde edilen bilgilerin birçoğu su da hoş bilgiler bu bilgilerden faydalanarak da hayatımızı idame ettirmeniz diye düşünüyorum yani korkacak yok her şeyi öğrendiler evet bu bizim için dezavantaj olabilir ama her şey biliniyorsa güzel şeyler de yapılabilir ve insanın daha daha rahat daha Mürerref daha Kolay ve daha fazla kendisine zaman ayırdı bir dünya oluşturulabilir diye düşünüyorum bundan da korkmamak lazım
6.SORU
Yapay zeka, yalnızca teknolojileri geliştiren bir kurum değil, aynı zamanda toplumsal sorumlulukları bir araya alan, iş gücü değişimleri olan ve etkilerini göz önünde bulunduran bir alandır. Yapay zeka, iş gücü kayıplarına neden olur mu? Toplumu olumsuz yönde etkiler mi?
Aslında, biraz önceki soruda cevap verdim. Evet, birçok mesleğin bitmesine neden olacak, ancak aynı zamanda birçok yeni mesleğin ortaya çıkmasına da sebebiyet verecek. İş gücü kaybı olacaktır, fakat yeni iş alanlarında da istihdam oluşturulacaktır. Bu durum, insanların verdiği öneme bağlı olarak olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir.
Bence olumlu yönde olacaktır. Yeni iş alanlarına adaptasyonu sağlar ve veri madenciliği, veri mühendisliği, büyük veri analizi gibi alanlarda kendini geliştiren insanlar işsiz kalmaz. Aksine, yeni iş fırsatları ortaya çıkar diye düşünüyorum.
7.SORU
1950’de Turing Testi, bir makinenin insan gibi düşünüp düşünmediğini anlatır. Peki, yapay zeka bu mantık üzerine hangi çerçevede şekillenir? Yapay zekanın varlığı, güncel olayları nasıl etkiler?
Turing Testi’ni geçebilen makineler düşünüldüğünde – ki şu anda bunu aşmak üzereler – bence bu güzel bir şey. Karşınızda bir insan olduğunu düşünmek, bazı komplikasyonlar çıkaracaktır; etik problemler ortaya çıkabilir, insanları kandırmaya yönelik vakalar yaşanabilir. Aslında bu durum, bıçak modeli gibi değerlendirilebilir: Bir insanı öldürmek için de kullanılabilir, bir doktorun hayat kurtarması için de.
Turing Testi’ni geçen insansı yapıların faydalarının daha fazla olabileceğini düşünüyorum. Ancak olumsuz yönde kullanımın da artacağı kesin; bu yüzden toplumu mutlaka korumak gerekir. Kanun koyucuların getireceği yeni yasalar ve caydırıcı cezalarla bu durum önlenebilir. Yoksa yapay zeka başlı başına kötü bir şey değil.
zaman sayesinde, hayatımızın boşa harcanan anlarını en aza indirerek daha dolu dolu yaşayabileceğimiz bir düzen oluşturacaktır diye düşünüyorum.
Kısaca cevap vermek gerekirse, yapay zeka güncel olayları olumlu yönde etkileyecektir. İşlerimizi daha iyi, daha etkili ve daha verimli yapmamıza yardımcı olacaktır. Yapay zekanın kazandıracağı
8.SORU
Temel Bilimler Vakfı’nın yapay zeka teknolojileri, Türkiye’nin küresel anlamdaki konumu açısından nasıl bir etki yaratıyor; gençlerin bu anlamdaki projeleri nelerdir?
Temel ürünler olmadan teknoloji olmaz, dolayısıyla küresel anlamda yeni bir yer, daha yüksek bir mevkide, daha etkili bir devlet olmak istiyorsak, teknolojide ve teknolojinin üretilmesini sağlayan temel bilimlerde iyi olmak zorundayız. Bilim olmadan teknoloji olmaz ve teknolojiye sahip olmadan, özellikle de askeri teknolojiye sahip olmadan, dünyada etkin bir güç olmak mümkün değildir. Ulaşım, haberleşme, bankacılık sektörü, eğitim, bütün ulaştırma alanları, otomotiv sektörü, enerji sektörü gibi her yerde yapay zeka artık olmazsa olmaz olacaktır.
Gençlerin bu konuda bir şeyleri olup olmadığını bilemiyorum, ancak gençlerin yeni projeleri konusunda Türkiye’de çok sayıda gencin merakının arttığını biliyorum. Temel bilimler ilgisinin arttığını düşünüyorum. Dünyada bir düşüş olsa da, Türkiye’de son yıllarda bir artış olduğuna dair bilgiler geliyor. Fakat, temel bilimlerin diğer entelektüel faaliyetlerden farkını, yöntemini ve metodunu toplumun her kesimine anlatmalıyız. Çocuklarımıza, ilkokuldan üniversiteye kadar, yöntem ve metodolojisini iyice öğretmek zorundayız.
9.SORU
Yapay zekanın hayatımıza girmesi, bir yandan insanları işlerinden edebilecek bir tehdit olarak görülüyor mu, yoksa yapay zekanın hayatımıza girmesiyle neler kolaylaştı?
Yapay zekanın, evet, bir çok mesleğin kaybolmasına neden olacağı kesin, bu kaçınılmaz. Ama bunun yanında belki ondan kat ve kat fazla yeni alanlar açacağına inanıyorum, dolayısıyla tehdit değil, fırsat olarak görüyorum. Yapay zekanın hayatımıza girmesi ile birlikte, bir defa bilgiye ulaşmanın kolaylaşması muhteşem bir şey, bu zaten hangi sektöre uygularsanız uygulayın, bilgiye çabuk ulaşabiliyorsanız her işiniz bilgiye dayalı, her iş kısalacaktır, daha iyi olacaktır, daha desteklenecek ve daha güzeli yakalanacak bir noktaya getirilecektir diye düşünüyorum.
10.SORU
Temel Bilimler Vakfı olarak, gelecek vizyonunuz, hedefleriniz nelerdir?
Temel Bilim Araştırma Vakfı olarak, bizim yaptığımız iş özellikle temel bilimi sevdirmek, yaygınlaştırmak, temel bilime sevdalı gençlerin üniversitede tercih edebilecekleri temel bilimler, spesifik fizik, kimya, biyoloji, matematik yani spesifik lisans programında, yüksek lisans ve doktora programında mühendislerin olduğu bir üniversite kurabilmek, toplumda “temel bilim olmadan teknoloji olmaz” algısını oluşturacak farkındalık yaratabilmek. Bunları başarabilirsek, Temel Bilim Araştırma Vakfı olarak biz de kendimizi mutlu addedeceğiz.