|
Tweet |
Nasip olduğu üzere mescidi nebeviyi ilk görüşümde içimden geçen şey “ya rabbi bana burada bayram namazı kılmayı nasip et” olmuştu.
Gel zaman git zaman çok istemiş olmama rağmen süreç bin bir türlü dünyevi meselelerle kutsal topraklara tekrar gitmeme mani oldu, umre vazifesini idrak ettiğimiz o sene bize iştirak eden hocamız şöyle bir şey söylemişti,
”Buraya Ancak Çağrılan Gelir” ve ben bu sözü belirttiğim üzere bir kaç kere deneyimledim, maddi manevi her şeyim tas tamamken farklı nedenlerle gelememiştim.
Zamana ve kadere hükmeden Rabbim sürecin sonunda bir bayram Arefesinde Medineden bu satırları yazmamı nasip etti.(Elhamdulillah)
Medine
Daha önce gidenlerimiz çok iyi hissetmiştir ki hiç bir cümlenin ve tarifin somut karşılığını veremeyeceği havasında, suyunda, her sokağında, her anında Allah (C.C.) Resulunun (S.A.V) halâ orada olduğunu ve hâlâ “40 yaşında” olduğunu dibine kadar hissettiğiniz o mübarek belde…
“Vuslat” Kelimesinin “Ete Kemiğe” Bürünmüş Şehri…
Vedalaşmanın En Zor En Yürek Yakan Şehri…
Daha Kavuşmadan Nasıl Döneceğim Burukluğu Kaplıyor İnsanın İçini…
“Kokuşmuş Dünyanın Yükü Üzerimizde” Geliyoruz Sana…
Cennetül baakinde cennet ehlini bağrına bastığın gibi
Muhacir olarak kabul etsen bizi…
Ensar olsak şehitlerinin yüzü suyu hürmetine…
Alemlere rahmet olarak gelen peygamberin şehrinden selâm ve dua ile…
Ramazan bayramımız mübarek olsun ümmeti MUHAMMED (S.A.V.)