|
Tweet |
Kadir Gecesi, İslam dünyasında büyük bir öneme sahip, manevi değerlerin bir kere daha insanlığa hatırlatıldığı müstesna bir gecedir. Ramazan ayının son on gününde bulunan ve genellikle 27. gecesi olarak kabul edilen bu kutlu gece, miladi 610 yılında, Peygamber Efendimiz’in tefekküre daldığı bir anda gerçekleşmiştir.
Kur’an-ı Kerim’de “Bin aydan daha hayırlıdır” (Kadir Suresi, 3. Ayet) diye geçen Kadir Gecesi, Müslümanlar için affedilme, rahmet ve huzur arayışı anlamına gelir. Sonsuzluk içinde saklı bu geceyi şöyle tarif edebiliriz: Eski Yunancada kozmos kelimesi, uyum, düzen, ahenk ve kâinat anlamlarını taşır. Antik Yunan filozofları, evreni kaosun zıttı olan bir düzen ve uyum içinde görmüştür. Bu yüzden, her şeyin bir ahenk içinde olduğunu ve varlık alanı anlamına geldiğini söylerler. Kadir Gecesi de İslam inancına göre vahyin bir düzen, rahmet ve hikmet getirdiği müstesna bir gecedir. Bu derin anlam, tüm insanlığı düşünmeye sevk eder.
Kadir Gecesi'nde, Kur’an-ı Kerim'in Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına topluca indirildiği, daha sonra ise 23 yıl boyunca peyderpey Hz. Muhammed’e vahyedildiği bildirilir. Kur’an’ın indirilişi, başlı başına bir rahmet ve berekettir. Bu gecede günahların bağışlandığı, kaderin yazıldığı ve bir yıl boyunca olacak her şeyin meleklere bildirildiği rivayet edilir. Öyleyse, bizler de bu geceyi en iyi şekilde değerlendirenlerden olmalıyız.
Kadir’in adını babası koymuştu. "Bu ismi taşı evladım, çünkü sen bu ismin değerini biraz daha büyüdüğünde anlayacaksın," demişti. Ama Kadir, babasının ne demek istediğini hiç anlamamıştı. Hayat, onun için daima sıradan ve zorluydu. Hem büyüyor hem de her şeyden uzaklaşıyordu. Dua etmeyi bile unutmuştu.
Bir gün, yolda yürürken içine garip bir his doldu. Birden bire Kadir Gecesi olduğunu hatırladı ve çocukken babaannesinin anlattığı o eski hikâye geldi aklına:
"Bu gece, Rabbine açılan her el boş dönmez. Her kalp affa kavuşur."
İçinden gelen bir ses, ona yıllardır ihmal ettiği şeyi hatırlattı: Rabbine dönmeliydi. Bir caminin avlusuna girdi. İçeriden gelen hafif Kur’an sesi yüreğine dokundu. Yavaşça diz çöktü, başını ellerinin arasına aldı ve belki de hayatında ilk kez böylesine içten dua etti:
"Allah'ım, bugüne kadar kendimden uzaklaştım, hatalar yaptım ama sen buradaydın... Bana yeniden hayata başlama gücü ver."
O an fark etti ki yıllardır aradığı huzur, tam da burada, bu seccadede saklıydı. İşte, o gece hayatını değiştirdi. Kadir ismi, dönüşümü ve kaderi temsil ediyordu. Mesela, tembel bir insan nasıl çalışkan olur? Ayağa kalkarak ve harekete geçerek.
Bizler de bu anlamda varlığın ve yaratılışın farkına varmalıyız. Evrenin yaratılışında kodlanan sırların açığa çıktığı, semanın rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı bu gece, tıpkı yıldızların sonsuz bir boşlukta ama düzen içinde durduğu gibi, kaderin tecelli ettiği andır. Kur’an’ın nazil olduğu bu gece, aslında insanın kozmik kaderiyle buluştuğu bir zamandır. Çünkü o, yalnızca bir kitap değil; insanlığın hakikatiyle bağlantı kuran ilahi bir mesajdır.
Zamanın akışını içine alan, milyarlarca yıldır süregelen mükemmel denge ve güzelliğiyle Kadir Gecesi, insan ruhuna ilahi dengeyi sunar. Bizler bugün kozmos kelimesinin gerçek anlamını bir kez daha hatırlıyoruz. Her şeyin olduğu, fakat ölçülü olduğu bu mübarek gecede, sizleri emanetleri zayi olmayan Allah’a emanet ediyorum.
Kadir Gecemiz mübarek olsun!