|
Tweet | Tarih: 27-07-2025 20:17 |
Gazze’de yaşanan her acı, sadece o coğrafyaya ait değildir.
Orada açlıktan ölen bir çocuk, aslında insanlığın ruhuna gömülen bir mezardır.
Orada susuzluktan çatlayan dudaklar, gökyüzüne doğru yükselen sessiz bir çığlıktır.
Ve bu çığlıklar, sadece kulaklara değil, evrenin dengesine de çarpar.
Bir an durup düşünelim…
Eğer zulüm yeryüzünde bu kadar kökleşirse,
gökyüzü neden sessiz kalsın?
Ya bir gün ozon tabakası delinir, güneş bir mızrak boyu yeryüzüne yaklaşırsa?
Ya kavurucu sıcaklıkla toprak çatlar, nehirler kurur, gölgeler kaybolursa?
O zaman kim bizi koruyacak?
Kim bu yeryüzüne yeniden serinlik, yeniden rahmet getirecek?
Allah bize yağmuru veriyor… Ama ya bir gün çekerse?
Rüzgârı gönderiyor, bulutu taşıyor, toprağa can indiriyor… Ama ya razı olmazsa?
Ya Gazze’de akan kanlara, susan dillere, üç maymunu oynayan dünya devletlerine bakıp
rahmetini geri çekerse?
Biz modern çağa kandık.
Savaş uçaklarımız, uydularımız, dijital zekâmız var diye
her şeyi kontrol edebileceğimizi sandık.
Ama unuttuk…
Bir sinek dahi üzerimize salınsa, çaresiziz.
Bir böcek dahi evlerimizi istila etse, yeniliriz.
Ebabil kuşlarının taşlarıyla yerle bir olan orduları hatırlamadık mı?
Ya bir gün, Allah küçük ve basit görünen mahlûkatını
gazap vesilesi kılarsa?
Bir sineği, bir mikrobu, bir damla zehri;
kibirle kurulmuş şehirlerimizin, kulelerimizin sonu yaparsa?
İlahi adaletin terazisi hassastır.
Zulüm sadece zalimi vurmaz; susanları, göz yumanları, alışanları da mahveder.
Ve biz, Gazze’deki bu vahşete ses çıkarmadıkça,
belki de yavaş yavaş üzerimize çöken bir ilahi terk edilişle yüz yüzeyiz.
İklimler değişiyor, sular çekiliyor, toprak verimsizleşiyor…
Bunlar sadece doğa olayları mı?
Yoksa evrenin, yaratıcı düzenin bize attığı birer uyarı mı?
Gazze susuz, aç, bombalar altında…
Ama belki de bu zulmün faturasını sadece Filistinliler değil,
tüm insanlık ödeyecek.
Çünkü zulme rıza, zulmün ortağıdır.
Ve Allah’ın rahmeti, adaleti ayakta tutanlaradır.
Zulmü alkışlayanlara değil…
Seyredip susanlara hiç değil