|
Tweet |
Resesyon sürecinde ekonomi yavaşladı, büyüme hızı düştü. İhracat arttı, ancak ithalat da aynı oranda arttı. Peki, resesyonda insanlar paralarını nasıl değerlendirmeli diye hep birlikte düşünüyoruz. Resesyonda, ticaret dışında kalan tüm etkenler daha cazip bir hale gelir. Örnek olarak faiz, altın, döviz, gayrimenkul, özel şirket ve devlet tahvilleri veya hisse senetleri gibi ticaret dışında pek çok şey, garanti varlık vaadi sunduğu için yatırımcılar buraya doğru yönelir.
Peki, sizce en doğru yatırım hangisi? Ben, memleketimiz ve vatandaşımız açısından "ne şiş yansın ne kebap" derim, bunun Türkçesi şudur: Yurt içinde dolaşan paramız artmadıkça, ülkemizdeki insanlarımızın ekonomimizin iyi gittiğini anlaması oldukça zor olacaktır. Bunun için en önemli unsur, ülke içinde dönen paranın artırılmasıdır; yani hepimizin ortak cebinin dolmasıdır.
Bunu altın alarak, döviz alarak veya gayrimenkul alarak yapamayız. Bunu yapmanın tek yolu, bence, ülkemizin özel ve devletin işletmiş olduğu kurumlara yatırım yaparak, hisselerini alarak onları güçlendirmek ve ihracatımızı artırmaktan geçer. Yani ticaret yapmasak bile, dolaylı yoldan ticareti desteklemeli ve ülkemizin girdilerini artırmalıyız. Yoksa, birbirimizin cebinden ne kadar az ya da çok, ne kadar hızlı ya da yavaş artıp azalsa da, ülke içindeki paramız aynı düzeyde kalacak ve ilerleme kaydedemeyeceğiz.
Bulunduğumuz süreci bu şekilde çok daha hızlı bir şekilde geride bırakıp, ihracat ve ithalat dengesi tekrardan istediğimiz düzeye getirilip, ekonomimizi kaldığı yerden daha ileri ufuklara taşıyacağımızı düşünüyorum.
Bu süreç, tabii ki tüm sektörleri etkilediği gibi, mobilya sektörünü de aynı oranda etkilemiştir. Hatta, ihracatı ithalatından fazla olan ender sektörlerden biri mobilya sektörü. Birçok firmamız, kur dengelemesinden dolayı iç piyasaya dönmek zorunda kalmış ve bu da nakit girdilerin azalması ile banka ve finans kurumlarının daha fazla kullanılmasına yol açmıştır. Bu, aslında mobilya sektörünü yağmurdan kaçarken doluya tutulması gibi bir duruma sokmuştur.
Mobilya sektörünün kendine has ve özel yurt içindeki stratejisi her zaman uzun vadeli ve uzun ödemeli satış sistemidir. Bunu süspanse eden ise her zaman yurt dışı satışları olmuştur. Ama görünen o ki, mobilya sektörü de resesyondan nasibini alacak gibi. Ancak tüm olumsuzluklara rağmen, mobilya sektörü ihracatını ithalatının 5 katına yakın fazla yapmaya çalışarak, ülkeden çıkan paranın çok daha fazlasını yurt içine getirmeye devam etmektedir.
Buna rağmen, uluslararası firmalarımızın yanı sıra birçok firmamızın hâlâ halka arzı yapılmamış olması da ayrı bir dezavantaj olmaya devam etmektedir. Bu kadar başarılı bir sektör neden halka arzda bu kadar geri duruyor, bunu da yıllardır anlayamamaktayım.
Peki, resesyonda bile mobilya sektörünü başarılı kılan nedir? Derseniz, üretimdeki iş gücü oranının yüksekliği ve bu gücün bizdeki maliyetinin düşük olması, üretilen ürünlerin navlusunun ciddi maliyet oluşturması ve taşımacılığın yüksek fiyatlara ulaşması, bizi bulunduğumuz coğrafyada Çin mobilyasından çok daha satın alınabilir kılmaya devam etmektedir. Ve her şeye rağmen, 2024'te %5'e yakın bir büyüme sağlanmıştır. Bu bize aslında bir örnek teşkil edebilir ve diğer sektörlerde de bu avantajları nasıl sağlayacağımıza bakabiliriz.