|
Tweet |
Diplomasi çoğu zaman devletlerin dili olarak görülür. Oysa diplomasi, aynı zamanda hayatın da dilidir. Çünkü güven tek taraflı kurulmaz, ortaklık tek taraflı yürümez ve sorumluluk tek kişinin omzuna bırakılamaz.
Eğer bütün sorumluluk tek bir kişinin üzerine bırakılıyorsa, orada üzerinde düşünülmesi gereken bir dengesizlik vardır. Hayatta gerçekten değerli olan her kazanım emek ister, sabır ister ve çoğu zaman bir bedel ödemeyi gerektirir. Bedelini ödemediğimiz hiçbir başarı kalıcı değildir. Aynı şekilde, bir hedef uğruna yıllarını veren, fedakârlık gösteren ve mücadele eden insanların yoluna engel olmaya çalışmak da yapıcı bir tavır değildir. Topluma yön veren insanlar; umut kıran değil, umut inşa eden, vazgeçirmeye çalışan değil, cesaretlendiren kişilerdir.
Son günlerde Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın’ın kullandığı şu ifade dikkat çekiciydi: “İhtiyacınız olduğunda Türkiye’ye yönelip, rahatınız yerindeyken ondan uzaklaşamazsınız… Sonuçta dans için iki kişi gerekir.”
Bu cümle yalnızca uluslararası ilişkilerin değil, insan ilişkilerinin de özeti gibidir.
Dünya siyasetinde ülkeler, çıkar dengeleri değiştiğinde ortaklıklarını yeniden tanımlayabiliyor. Fakat kalıcı iş birlikleri, yalnızca ihtiyaç anlarında kurulan temaslarla değil; adalet, karşılıklı sorumluluk ve güvenle ayakta kalıyor.
Aynı durum hayatın içinde de geçerlidir. Büyük hedeflere yürüyen insanların yolu çoğu zaman, “Bu kadar uğraşmaya değer mi?” sorusuyla kesilir. Kimi zaman iyi niyetle, kimi zaman alışkanlıkla, kimi zaman da konfor alanını koruma isteğiyle insanların hayalleri küçümsenebilir.
Oysa bir hedefin zorluğu, ondan vazgeçmek için değil; ona daha iyi hazırlanmak için bir sebeptir. İnsanların ideallerini küçümsemek kolaydır; fakat o idealler uğruna verilen emeği taşımak, aynı fedakârlığı göstermek ve aynı sorumluluğu üstlenmek çok daha zordur.
Bir ülke, kendi güvenliği ve geleceği için nasıl uzun soluklu bir strateji oluşturuyorsa; insan da kendi idealleri için aynı kararlılığı göstermek zorundadır. Çünkü gerçek başarı, alkışın en yüksek olduğu günlerde değil, vazgeçmenin en kolay olduğu zamanlarda verilen kararlarda saklıdır.
Belki de İbrahim Kalın’ın sözünü yalnızca diplomatik bir mesaj olarak okumamak gerekir. “Dans için iki kişi gerekir” ifadesi; ortak sorumluluğun, karşılıklı saygının ve emeğin vazgeçilmez olduğunu hatırlatıyor. Ne uluslararası ilişkiler tek taraflı fedakârlıkla yürür ne de insanın hayat yolculuğu, başkalarının tereddütleriyle şekillenmelidir.
Bazen en güçlü cevap uzun tartışmalar değildir. Sessizce çalışmaya devam etmek, hazırlanmaya devam etmek ve yürüdüğü yoldan vazgeçmemektir.
Çünkü tarihte iz bırakanlar, başkalarının şüpheleriyle yön değiştirenler değil; inandıkları hedef uğruna bedel ödemeyi göze alanlardır.
Asil Ayşenur TOKSÖZ